Her mevsim ayrı güzel; Kapadokya!

Geçtiğimiz yıllardan beri gitmeyi hep ertelediğim, ya da bir türlü gidemediğim çok özel bir yer benim için: Kapadokya. Özellikle sonbaharda gidilmeli Eylül – Ekim en ideal zamanı derdim. Bazen planlamaya gerek yoktur, her şey kendiliğinden spontane gelişir. Yoksa Ocak ortasında gitmek aklımın ucundan dahi geçmezdi sanırım. 😊

Bir takım fotoğraf çekimleri için gitmiş olduğumu tahmin edenleriniz olmuştur sanıyorum.

Beni derinden etkileyen olağanüstü bir doğası ve huzur veren bir atmosferi olduğunu daha uçaktan inmeden hissettim.

Daha önce bir yerde bulunmamış olmanın verdiği en kötü his şüphesiz ki deneyimsizlik. Haliyle Kapadokya – Göreme – Ürgüp – Uçhisar civarında nerede konaklamalı sorusunun cevabına oldukça uzaktım. Tabii Instagram’da popüler olan bazı oteller ilginizi çekmiyor değil. Rox Kapadokya, Sultan Cave gibi. Madem karda kışta gidiyorum, şöminesi olmazsa olmaz dedim ve Terra Cave Otel’i tercih ettim. Sanırım konaklama süresince iyi ki tercih etmişim dedim. Her akşam odaya girer girmez yaptığım ilk iş şömineyi yakıp iliklerime kadar ısınmak oldu. Küçük bir ipucu verebilirim kendimle ilgili tam şu noktada. Bana en çok huzur veren şey şöminede yanan odun sesi. Şimdi o anı hatırlayınca keşke orada olsaydım dedim.

Dışarıda inceden yağan kar ve siz şömine başında şarabınızı huzurla yudumluyorsunuz. 😊

Genelde butik oteller sizlere kahvaltı olanağı sağlıyor. Fakat bizim tatlı Terra Cave otelimiz bize öğlen personelleri için hazırladığı bol tahıllı çorbasından ve karışık pidesinden de ikram etti. Bu konuda misafirperverlikleri gerçekten çok iyiydi.

Akşam yemeği için ilk gece tercih ettiğimiz, Seki Restoran gayet güzel manzarası ile bizi bizden aldı. Menüsünde seçkin ve gurme lezzetler yer alıyor. Fiyatlar azıcık tuzlu olabilir ama bunu sonuna kadar hakkediyor, akşam yemekten sonra lobisinde bir şeyler içmeden otelinize dönmeyin. İkinci gece tercih ettiğimiz Saklı Konak Restoran daha çok yöresel lezzetleri ile gönlümüze taht kurdu. Testi kebabı yememek olmazdı taa buralara gelmişken. Oranın da kendine has sakin bir ambiyansı vardı.

Aslında daha çok merak ettiğim Museum Otel ve Sacred House idi. Değişik konseptler daima ilgimi çekiyor. Museum Otel’i restoran rezervasyonu için aradık fakat tadilatta olduğunu ve bizlere sadece müşterilerine bu hizmeti sağladığını söyledi. Sadece bir kahve içmek istiyoruz bu da mı mümkün değil sorumuzu ise, maalesef kabul edemeyiz diyerek hiç hoş olmayan bir üslupla geri çevirdiler. Galiba butik otellerde bulduğunuz samimiyeti adı kalıplaşmış yerlerde bulamıyoruz. Bu yüzden tavsiye edemeyeceğim. Sacred House’ın yanıtı daha komik ve küstahça idi, kahve içmek istiyoruz mümkün müdür sorumuz üzerine “Eğer bir sonraki gelişinizde bizde konaklarsanız sizleri ağırlamak isteriz seve seve” dediler. Tabii ki bir sonraki gelişimde Sacred House’da da kalmayacağım. 😊

Gitmişken yapmanız gerekenler;

-Kapadokya Seramik’te çömlek yapmayı deneyin.

-Turasan Şarap Fabrikası var. Burada mutlaka şarap tadımı yapın.

-Balona binin. 😊

-At çiftlikleri çok güzel, mutlaka ziyaret edin.<

/p>

-Galerie İkman, hemen Göreme merkezde. Ziyaret edin.

Yapmamanız gereken;

-Her anınızı fotoğrafa ayırmayın. Anı yaşayın.

-Popüler olacağım diye saçma sapan pozlara girmeyin.

-Samimiyet istiyorsanız popüler otellerde (Bknz: Museum Otel, Sacred House) kalmayın.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir